Biğkem Karavus Fan Club


 
AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Biğkem Karavus Röportajı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
dark shadows
Admin
Admin


Erkek Mesaj Sayısı : 54
Kayıt tarihi : 13/12/09
Yaş : 25

MesajKonu: Biğkem Karavus Röportajı   Paz Ara. 13, 2009 10:24 pm

Sağır Oda dizisindeki Şehbal karakteriyle yıldızı parlayan, son olarak Musallat isimli korku filminde izlediğimiz Biğkem Karavus ile son filmi ve gelecekteki planları üzerine konuştuk.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Biğkem Karavuş
Oyunculuğa başlaman nasıl oldu?

4 yaşındayken annemle babam beni Vizon Show adlı çocuk mankenlik yarışmasına soktular, biz orada abimle ilk 50'ye girdik. Ben birinci oldum. Gaye Sökmen'in düzenlediği bir yarışmaydı bu zaten, sonrasında da o beni ajansına aldı. Yani ilk önce çocuk mankenlikle başladım. 7 yaşına kadar çocuk mankenlik yaptım, şu an mankenliği bırakmış olan pek çok mankenle podyuma çıktım. İsmet Özhan'la mesela. 7 yaşımdan sonra da reklam ağırlıklı çalıştım. Fotomodellik filan yaptım, şu an 21 yaşındayım.
Sağır Oda'ya kadar hep reklamla mı devam etti?

Reklam vardı, bir de Bir Dilim Aşk adlı dizi vardı, 13 bölüm yayınlandı, onda 6 bölüm oynadım. Yağmur Atacan'ın kız arkadaşını oynuyordum. Avril Lavigne kıvamında bir kızdım, bir grupları vardı, ben de vokalisttim.
Sağır Oda'da nasıl gelişti süreç?

Normal görüşmeye gittim, deneme çekimi filan yaptık. Sonra bayağı bir süre aramadı kimse. Bende "yattı bu iş" dedim. Görüşmeden 2 ay sona telefon geldi, oldu diye. Ben havalara uçtum tabii.

Biğkem Karavuş
Peki sence dizi neden aniden bitti?

Kesin olarak bilmiyorum, ama benim fikrim bürokratik müdahale. Zaten bir sürü sansür koyuluyordu, kanaldan senaristlere çok müdahele geliyordu, muhtemelen bu sebeplerden dolayı bitti. Bence böyle yani. Bürokratik çevreler kanala şikayette bulunuyordu, kanal da bize.
Sonra Musallat... İlk sinema filmin. O nasıl gelişti?

Görüşmeye gittim, "biz no name birilerini istiyoruz" dediler.
Onlar mı sana ulaşmış, yoksa ajans mı seni önermiş?

Aslında başka birini seçmişler o rol için. Bir köylü kızını oynayacak, ancak seçtikleri kızın dudakları silikonluymuş. Bu olmaz demişler sonuçta. Şirkette çalışan bir kız da Sağır Oda'yı seyrediyormuş, benden bahsetmiş bir bakın demiş. İnternetten bakmışlar, orada benle ilgili çok bir bilgi yok, fotoğraflarım filan eski hep. Görüşmeye çağırdılar, gittim hemen. Alper Mestçi'yle görüştük. Deneme çekimi bile olmadan başladık. Zaten bir an evvel başlanması gerekiyormuş, o yüzden böyle oldu, güzel oldu.
Role hazırlanmak için neler yaptın? Ben bir şey okudum da bu doğum sahnesiyle ilgili internetten bakacaktım, sonra annemle konuştum ondan öğrendim vesaire demişsin.

İnternetten bakacaktım, bilgisayarım bozuldu girip bakamıyorum. Youtube'dan izlerim bir doğum sahnesi demiştim. Ben böyle işaretlere inanırım, "kendi aklındakini oyna, hiç bir yerden etkilenme, o daha doğru olacak" diye düşünüp ısrarcı olmadım. Direkt anneme sordum, o anlattı. Bir de doğum sahnesinin çekileceği gün Alper Abi'ye "n'olur bana alkol filan getirin, ben yapamayacağım, bağıramam o kadar" dedim. O da "tamam var ona daha, getiririz" dedi. Meğer hemen o sahnenin akabinde doğum sahnesi çekilecekmiş, o da beni cesaretlendirmek için kendim yapayım alkolün etkisiyle olmasın ve bana tecrübe olsun istediği için getirtmedi. Bir de köylü kadınlar vardı. Gerçekten o köyde yaşayan kadınlar. Zaten onlar bir sürü kız doğurtmuş ve tecrübeliler. Onlar da sahnenin gerçekçi görünmesine katkı sağladı diye düşünüyorum.
Hangi köyde, nerede çekildi?

Kemerburgaz'daki Pirinç köyünde.
İstanbul'da çekildi yani?

Evet ve ben acayip şaşırdım orayı görünce. Bildiğimiz köy yani, yolu filan yok ama İstanbul'da... Çok acayipti.
Genelde rollerden önce herhangi bir ön hazırlık yapar mısın?

Bu karakter, yani Nurcan çok derin bir karakter değil. Sadece 13-14 yaşından beri bir şey onu rahatsız ediyor, ama ne olduğunu bilmiyor, bunu hastalık zannediyorlar.
O epilepsi krizleri falan da mı cinin verdiği rahatsızlıklar?

Biğkem Karavuş

Evet, aslında kız epilepsi filan değil, ama öyle zannediyorlar. Dediğim gibi böyle çok diyaloglu, karakterlerin geçmişlerini anlatan bir hikayesi olmadığı için, filmde karakterin çok da derinliği yok. Şiveli falan da konuşmam gerekmiyordu. İstanbul köyü sonuçta, kimse şiveli konuşmuyor. O yüzden çok da zor olmadı. Sağır Oda'da oynadığım karakter daha zordu. Orada ruh hastası bir kızı oynuyordum. Akıl hastanesine falan yatıyordu kız. Sanırım ben böyle durumlarda gözlerden ve bakışlardan yırtıyorum (gülüyor).
Peki sen kendi performansını nasıl değerlendiriyorsun?

Bilmem ki, insanın kendisi hakkında konuşması çok zor.
Genele bakınca peki?

Mesela doğum sahnesinden ben memnunum. Orada zaten bayağı gaza getirdiler beni (gülüyor).
Halüsinasyon sahnelerinde de oldukça iyiydin, ben zaten çok beğendim filmi. Bunda en büyük pay da görsel efektlerin çok başarılı olmasında sanırım. Kimle ve hangi stüdyoyla çalışmışlar bunlar için?

Filmin efektlerini yapan kişi Cem Gül. Hem de yardımcı yönetmenimiz. Çok yetenekli ve çok akıllı birisi, görsel efektleri kendi evindeki stüdyosunda yapmış. Düşün...
Peki filmi genel olarak nasıl değerlendiriyorsun?

Türkiye'de türünün içinde en iyisi olduğunu düşünüyorum. Geçişler çok hoşuma gitti, kiliseden camiye geçiş sahnesi örneğin...
Kesinlikle müthişti.

Benim de çok hoşuma gitti.

Biğkem Karavuş
Bir röportajında cinleri konu alan filmlerle ilgili "sonuçta bizim kültürümüzde bu var, vampirlerle ilgili film çekecek halimiz yok, o yüzden cinler bu kadar çok kullanılıyor" demişsin. Aslında bizde cinden başka böyle metafizik bir tema hiç yok. Peki sence böyle mi olmak zorunda, mahkum muyuz cinlere?

Türkiye'de el verdiği kadar çekiliyor her şey. Bir kere ben Türkiye'de kitle anlamında bir yerli korku filmi izleyicisi olduğunu düşünmüyorum. Düşün mesela; sinemada iki tane korku filmi var, biri yerli, diğeri yabancı. Hangisine gidersin? Yabancı olana. Böyle bir durum olduğu için bir şeyler tam yerine oturmadan, o kültürde teknikler de tam gelişmeden çok farklı şeyler yapamazsın. Cin olunca, çok ilgisi olmayan insanlar bile filme "hadi gidelim" diyor. Çünkü cinlerin herkesin küçüklüğünde yeri vardır. Mahallede arkadaşlarla otururken cin hikayeleri anlatılır, gece 12'den sonra, "hadi cin çağıralım" durumları olur. (gülüyor) Ülkemizde insanların bir şekilde bir yakınlığı var cinlere, o yüzden de daha çok izleyici çekiyor.
Sen inanıyor musun cinlere?

Yok, inanmıyorum...
Marmara Üniversitesi'nde Güzel Sanatlar'da heykel okuyorsun, 2. sınıftasın, devam edeceksin değil mi okula?

Evet, tabii...
Peki oyunculukla ilgili herhangi bir eğitim alıyor musun?

Oyunculukla ilgili eğitim almıyorum. Bir tane özel eğitim kurumundan bana burs teklifi geldi. "Bizim okulda oku, hem sen öğrencilere kendi deneyimlerinden bahsederek yardımcı olabilirsin, hem de biz sana burs veririz, herkes birbirinden yararlanır" türünde bir teklifti. Bunu düşünüyorum, ama çok da cazip geldiğini söyleyemem. Çünkü ben güzel sanatlar okuduğum için o tarz kurumlara biraz tepkiliyim. Ben plastik sanatlar (heykel) alanında akademik eğitim alıyorum , sonra biri işte bu tarz bir kurumdan eğitim alıp sırf parası var diye sergiler açınca tepki duyuyorum. Sonuçta ben gerçek eğitimi, onun çilesini çekerek almanın insana daha çok sey katacağını düşünüyorum. Ama zaten çok küçük yaştan beri oyunculuk yapıyorum, eğer o ağır bassaydı herhalde konservatuar okurdum. Bende bu ağır bastığı için Güzel Sanatlar'a girdim. Oyunculuk benim için birinci meslek değil.

Biğkem Karavuş
Peki ileride heykelle ilgili bir şeyler yapmayı düşünüyor musun ya da hayallerin neler?

Elbette istiyorum, ama şu anda ne olduğuna çok karar vermiş değilim. Çünkü daha 2. sınıftayım ve o kadar çok göreceğim şey var ki... Erasmus düşünüyorum, bir gideyim göreyim, bakalım orada işler nasıl yürüyormuş . Workshop'lara, seminerlere katılayım istiyorum. O yüzden çok da bir şeye odaklanıp onun hayali üstünden gitmek istemiyorum, çünkü çok çeşitli bir iş bu. Tabii ben sergimi açayım, atölyemi açayım isterim. Onu zaten herkes ister. Sergiler için kafamda enteresan fikirler var, şu ana kadar yapılmamş şeyler, değişik mekanlarda gösterimi yapılan ya da değişik konseptli sergiler.
Ama mutlaka yapmayı düşünüyorsun, oyunculuk birinci meslek değil, bu mu birinci meslek?

Evet, ama illa herkes tek bir meslek yapacak diye bir kural yok. İkisini bir arada yürütmek istiyorum diyelim.
İlerleyen dönemde ne gibi projeler var?

ATV'de Ocak ayında bir dizi başlayacak. Balat'ta çekilecek, Geç Gelen Bahar adlı bir mahalle dizisi. Ben de fizyoterapist bir kızı oynuyorum o dizide. Onda da şöyle ilginç bir şey oldu, yapımcı firma Rüya Film'le görüşmek için gittim. Bana dediler ki, senin yaşına uygun iki tane rol var. Biri başrol Funda adlı karakter, diğeri de Pelin isimli fizyoterapist. Senaryoyu verdiler, önce Funda için düşünmüşler beni, "oku gel, hangisini istiyorsun" dediler. Ben de okudum, "ikisi de olur" dedim. "Siz ne istediniz" diye sordum, "biz seni Funda'ya düşündük" dediler. Ben de okulda devamsızlık problemim olduğunu söyledim. "Funda olursa haftanın 6 günü bizlesin, Pelin daha rahat olacak" dediler, ben de Pelin'i seçtim. Zaten karakter öne çıkacaksa, benim sayemde olacak, Sağır Oda'da olduğu gibi.. Belki ileride rolüm daha yoğunlaşır , bilemiyorum.

Sinema projesi var mı 2008'de?

Çekimlerine Mayıs'ta başlanacak bir proje var, ama daha kesin değil. 2009'da gösterime girecek. Bu da bizim Sağır Oda'nın senaristlerinden Hakan Karahan'ın projesi. Şu an casting aşamasındalar. Orada bir rol için beni düşünüyorlar, ama daha hiçbir şey net değil. Ticari amaçlı değil de, sanatsal bir film yapmak istiyorlar. Böyle Berlin Film Festivali'ne filan katılmayı düşündükleri...
En sevdiğin korku filmini sorarak bitirmek istiyorum o zaman...

Testere 1 ve 2. Henüz 3 ve 4'ü izlemedim. Evil Dead serisi var ve Shining tabii.
Biğkem Karavus'un En Sevdikleri:

Müzik:
Yerli Malt ve Üçnoktabir (gülüyor). Yabancılarda King Diamond, Merciful Fate, Metallica, Slayer, Testament, Destruction, Pantera. Son aldığım albüm King Diamond'un son albümü Give Me Your Soul Please.

Sinema:
Derviş Zaim'in Tabutta Rövaşata'sı en beğendiğim yerli film, Serdar Akar'ın tüm filmlerini beğendim, zaten kendisi bizim Sağır Oda'nın ilk yönetmeni. Oradan da kendisine bir hayranlığım var. Yabancı filmlerden Tim Burton'ın filmleri, küçücükken izlediğim Beatle Juice'dan beri çektiği herşeyin hastasıyım. Stanley Kubrick de en beğendiğim yönetmenlerden bir diğeri. Bir de Luis Bunuel. Son izlediğim fimlerden Rockstar'ı, film festivalinde izlediğim This Is England ve Eddie'yi çok beğendim. Oyuncu olarak da Robert DeNiro, Al Pacino Nicole Kidman hayranıyım.

Edebiyat
Şu anda Hasan Ali Toptaş'ın Gölgesizler adlı kitabını okuyorum. Yerli yazarlardan Cem Mumcu'yu çok beğeniyorum. Korku türünde kitaplar okumayı seviyorum. Yabancı yayınlarda fantastik romanlar. Bestseller'lar ilgimi çekmiyor, ancak birinin tavsiye etmesi lazım okumam için. Zaten okuyacağım kitapları genelde gazetelerin kitap eklerinden bakarak seçiyorum.

Fotoğraflar: Onur Kolkır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bigkemkaravusfanclub.yetkinforum.com
 
Biğkem Karavus Röportajı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Melike Güner Haberleri
» Jackson Rathbone ile MTV Röportajı
» Gülçin Röportaj!!
» Eren Abaka Röportajı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Biğkem Karavus Fan Club :: Biğkem Karavus :: Biğkem Karavus Röportajları-
Buraya geçin: